20 Ekim 2015 Salı

Şaban Çuman - İstanbul

Kendi şarkılarımı yapmaya devam. Güzel şeyler oluyor.

15 Ekim 2015 Perşembe

Arz'dan Arş'a: Lagari Hasan Çelebi




            Uzay aracı şeklindeki ilk oyuncak 1920'li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde üretilir. O oyuncaklarla oynayan çocuklar, çok değil, kırk yıl sonra, gerçek uzay araçlarının içerisinde, uzayda gezineceklerdir. 2007 yılı verilerine göre dünyanın en yoğun demiryolu ağına sahip Almanya çocuklarının oyuncak trenlerle teşrik-i mesaisi de yabana atılamayacak derecede fazladır. Bu bilgiyi bizlere ulaştıran araştırmacı-şair Sunay AKIN, okurunun önüne, aynı yıllarda Türk çocuklarına "Kaynana Zırıltısı" adlı oyuncağın yoğun olarak alındığı bilgisini de bırakır.
            Haminnesinin ocak başında anlattığı masallarda, Sinbad'ın uçan halısına binerek denizaşırı diyarlarda yaşadığı doğaüstü maceraların büyüsüne kapılmış olmalı ki, sade uçmayı değil, kendi geliştirdiği roketle dikey olarak uzaya yükselmeyi hayal eder çocuğun biri, Osmanlı Devleti zamanında. Çelimsiz olduğu için ileride Lâgarî Hasan Çelebi lakabıyla anılacak olan bu çocuk, Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı eserinde uzanır ölümsüzlüğe.
            Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde şöyle anlatır Lâgarî Hasan Çelebi'nin çağını aşan gösterisini:"Lâgarî Hasan Çelebi: Murad Han'ın Kaya Sultan adlı yıldız gibi temiz kızı doğduğu gece akika şenliği oldu. Bu Lâgarî Hasan, elli okka barut macunundan, yedi kollu bir fişenk icad etti. Sarayburnu'nda hünkâr huzurunda fişenge bindi. Talebeleri fitili ateşlediler. Lâgarî: "Padişahım! Seni Allah'a ısmarladım İsa nebi ile konuşmağa gidiyorum." diyerek dualar ederek göklere çıktı. Yanında olan fişenkleri ateş edip denizin yüzünü aydınlattı. Gök kubbede, büyük fişenkliğin barutu kalmayıp da yere doğru inerken denize indi. Oradan yüzerek çıplak olarak padişahın huzuruna geldi. Yeri öperek "Padişahım! İsa nebi sana selâm eyledi" diye şakaya başladı. Bir kese akça ihsan olunup yetmiş akça ile sipahi yazıldı. Sonra Kırım'da Selâmet-Giray Han'a gidip orada vefat eyledi."
            Evliya Çelebi'nin sözünü ettiği "fişenk", barutun itme gücüne dayalı, tepki prensibiyle çalışan, bilinen, hem de insanlı ilk rokettir.
            Hayal dünyaları  masallardaki uçan halılarla ve Sinbad'ın gemileriyle dolu o çocukların, büyüdüklerinde Hezarfen Ahmed Çelebi, Lâgarî Hasan Çelebi, Barbaros Hayreddin, Turgut Reis olmalarına şaşmamalı.
            Bazı çevreler Evliya Çelebi'nin anlatımını abartılı bularak, bu tarihi olayı yok sayadursun,  Norveç Havacılık Müzesi Müdürü Mauritz Roffavik'in "insanlı ilk roketi ABD'lilerden 330 yıl önce 1633'te Türklerin İstanbul'da fırlattığı" açıklaması, ABD'de yayınlanan Weekly World News adlı dergide kendine yer bulacak, Lâgarî Hasan Çelebi, dünya havacılık tarihinin öncülerinden biri olarak yeniden keşfedilecektir. Norveçli Roffavik'in açıklaması, Smithsonian Enstitüsü Uzay Araştırmaları Bölümü Başkan Yardımcısı Frank Winter tarafınca da doğrulanmış, Winter, "Türk roket adam Hasan Çelebi'nin 1633'teki denemesi şimdiye kadar kayıtlara geçen ilk insanlı uçuş denemesidir." şeklinde görüş bildirmiştir.
            Lâgarî Hasan Çelebi'nin, barutu bitince, kartalınkine benzeyen kanatlarla denize inmesinin, Amerikalıların bugün yaptıkları uzay denemelerindeki paraşütle denize inmeleri metoduna çok benziyor oluşu da Evliya Çelebi'nin mübalağası mıdır dersiniz?
            Evliya Çelebi'nin" Sonra Kırım'da Selâmet Giray Han'a gidip orada vefat eyledi." bilgisini Rus bilim insanı Kuzmenko'nun araştırmalar sonucu elde ettiği "1650 yılında -Kırım'ın bugün coğrafi olarak bağlı olduğu- Ukrayna'da  roket tekniği üzerine çalışmalara ve rokete ait ilk tarife rastlanmıştır." bilgisine bağlayalım. Ukrayna'daki ilk Rus roket tekniği çalışmalarının Lâgarî Hasan Çelebi'nin Kırım'da ikâmeti ve ölümünün hemen sonrasına denk gelmesi tesadüf müdür? Ne dersiniz? Acaba ülkesinde yeterli teşvik ve takdiri görmediği için Lâgarî Hasan Çelebi, beyin göçünün de öncülerinden olabilir mi?
            Kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan biri olan ve "Bu adem pek korkulacak bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil" gerekçesiyle Cezayir'e sürgün edilen Hezarfen Ahmed Çelebi ve Lâgarî Hasan Çelebi giderken yanlarında aydınlanmanın ve bilimin sihrini de götürmüş olmalılar ki, onlarla beraber Osmanlı'nın aydınlanma çağı da son bulmuştur.
            Gökten üç elma düşmüş, gerçek sihri bilimle yaratanların başına...

           (Bu yazı, AdrenalinGo dergisinin Ekim sayısında yayımlanmıştır.)

4 Ekim 2015 Pazar

"Tersine Dünya" Oyunumuz

     Büyükçekmece Barış Manço Kültür Merkezi oarak hazırlamış olduğumuz "İlişkilendirdiklerimizden misiniz, İlişkilendiremediklerimizden misiniz" adlı oyunumuzdan, "Tersine Dünya" adlı bölümümüz.
               Alkışların tadına vara vara oynadığım, tiyatroya yeteneğimin olduğunu farkettiğim, hayatımın en güzel deneyimlerinden biriydi.