
"memleketim memleketim memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
şile bezindendi.
sen şimdi saçımın akında,
enfarktında yüreğimin,
ve alnımın çizgilerindesin, memleketim,
memleketim memleketim
yine cisil cisil mi yağıyor yağmur uzun sokağın taşlarına
ganitanın kayıklarında martılar gizliden gizliye öpüşüyorlar mı
deniz kokulu kentimi düşünüyorum orhan veli'nin istanbula inat
anıların şehrini düşünüyorum ayrılıkların ötesinde bir yerden
taşbaşının dar sokağından denize inen simitçinin ve hamsicinin sesi geliyor
tavada cısır cısır öten tereyağının kokusuna
meydanındaki limoncunun tablasına bir hoş olmuşum
deniz kokulu kentimi düşünüyorum orhan veli'nin istanbula inat
varsın yağsın yağmur cisil cisil üstüne
ellerin cebinde ya, yürüyorsun ya o şehrin sokaklarında, yağmurdan sanane
yürüyüp gitmeli limana, oradan da mendireğe, taa ucuna kadar
ve çökmeli bir taşın üstüne
ama karayel patlamış, fırtına varmış, dalgalar adam boyuna geliyorlarmış, ıslanıyormuşsun
vakit de akşamlardan bir akşammış sanane
kalkanoğlunun pilavını
mehmet salih'in çayını
bodos'un meyhanesini
gülbahçenin dönerini
ve pazar sabahlarının vazgeçilmez peynirlisini çekiyor canım
deniz kokulu kentimi düşünüyorum orhan veli'nin istanbula inat
yeşilin bin tonunu koynunda barındıran
yüce karlı dağların bile selam durduğu o güzelim şehre,
istanbul'un soğuk ve çirkin akşamlarından binlerce kez.......
meydandan kalktık mıydı saate varmaz hamsiköydeyiz
konakoğlunda oturur başbaşa sütlaç yeriz
naraburnundan eser bir rüzgar, olur içimiz tertemiz
bu sene gidemiyorum, seneye birlikte gideriz. "
nobel barış ödülü Barack Obama'ya layık görülünce, dünya üzerinde herkes (sanıyorum Obama'nın kendisi bile) büyük bir şaşkınlık içerisine girdi, biliyoruz. bu ödülü kararlaştıran komitenin kimlerden (ya da nelerden diyeceğim artık) oluştuğu ister istemez merak uyandırıyor. yani henüz herhangi bir icraatı olmayan ter-ü taze bir başkana mı verildi bu ödül ki somut bir icraati olmayan birine bu ödülü uygun görmek trajikomedidir; yoksa Irak ve Afganistan başta olmak üzere (İran üzerindeki açlığıdan ve Filistin çıkmazındaki çanak tutuculuğundan sözetmeme gerek yoktur herhalde) dünya üzerinde barış adına hiç de iç açıcı bir sicili olmayan ABD başkanına mı verildi? bu trajikomediyi aşar, trajediye dönüşür ve o komitedeki insanların barış kavramına uçurumun tersinden baktığının resmidir.
yoksa bu ödül bir umuda mı verildi dersiniz? belki de bu en olumlu bakış açısıdır. yani o insanların barışa dair bir umutlarının varlığından artık söz etmeye başlanabilir demektir bu... aynı zamanda akla şu soru geliyor, bu son olasılıkla: sözü geçen komitede medyumlar mı vardır ki, Obama'nın henüz gerçekleştirmediği barışçıl icraatlar ödüle layık görülmüştür.
ramazan bayramını istanbul'da geçirmeye karar verir, istanbul'a yeni yeni alışmaya çalışan saf bir öğretmen... cânım istanbul'u gezdirmek, birlikte gezmek, aslında biraz da bayamda eve gidememenin ağırlığını hafifletmek için de yeğenini davet eder.

