14 Aralık 2010 Salı

bu yazı acaip asabi bi yazıdır

yok, olmuyor... işte yine bir şeyler yerine oturmuyor. ve ben yine bükülmemesi gereken şeyleri büküp biçimlendirme çabası içindeyim.zorlamayla olmayacak. kırılacak bir şeyler. ya yine ben, ya yine bir başkası, ya da yine her ikisi... sonra kendimi ifade edememek, konuşarak bir şeyleri düzeltememek... yazıyla becerebilmek kendini ifade etmeyi ve zaten yazdıklarımı kimselerin okumaması... sonuç olarak elde sıfırın, hatta sıfırın altında değerlerin kalması, vesselam...
beklemek güzel değil... hiç değil... zor... ve özdeyişlerdeki gibi sonunda yaldızlı ödüller var mı yok mu, şüpheliyim artık. buna inancımı eskisi kadar ısrarla sürdüremiyorum.  iştahla önünde beklediğin kapıdan hep bir başkası çıkıyor.
dengesiz hayat, bana kattıklarını başıma kakıp durmayı bırak artık. ben de sana çok şeyler kattım. seni her fırsatta güzelledim, yere göğe sığdıramadım, başkalarına sevdirekten bile geri kalmadım... sağır kulakların bunları duymadıysa aç ta blogumu oku, gel de bi çayımı iç, iki kelam edelim, kulak ver bana... nankörün tekisin. işin kolayına kaçıp duruyorsun. ebe hep ben oluyorum ve sen kötü bir oyun arkadaşı oluyorsun çoğu zaman. ben labirentimin sonuna gelmeden sen bir yenisini koyuyorsun önüme.
sana verdiğim siparişler gecikti... mızıkçılığı bırak... bekliyorum...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Belki de siparişler doğru zamanı beklemektedir, zor olan beklemek değil de sonucunu önceden bilmemek mi acaba..? "Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir."