16 Aralık 2009 Çarşamba

sevdiğim kitaplar - 4 (don kişot)


kendimle fena halde özdeşleştirdiğim, senin kadar cesur olamadığım, belki de hiç bir zaman olamayacağım sevgili kahramanım don kişot...
yeldeğirmenleriyle savaşmandan mı, basit ve kaba bir kızı alıp, hayal dünyanın güzellikleriyle onu bir düşese dönüştürüverip, ona hayatının anlamını yüklemenden ve aşık olmandan mı, her halükarda gerçek bir centilmen olmandan mı, edebiyata düşkünlüğünden mi, ölüm döşeğinde bile etrafındakileri düşünmenden mi, yoksa gönlü ganiliğinle gerçek insanlara muzırca nanik yapmandan mı başlamalı sana hayran olmaya, bilmiyorum.
yaşadıkların, bu günü öylesine çağrıştırıyor ki... kendi doğrularını yaşamaya çalışırken, karşına dikiliveren bütün bir insanlık; erdemlerin eğreti durduğu, alaya alındığı, tahammüle şayan görülmediği, her zihniyeti istila etmiş bir anlayış; şairlere "ah, kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya..." dedirten bir üstükörülük, körlük; iyi niyetlerle çıktığın her yolun başında bitiveren, yeldeğirmeni olduğunu iddia eden korkunç devler...
william shakespeare'in 66. sonesini anımsatıyor bana, hikayen
hikayeni okuduğunda hüzünlenenlerdenim ben... hikayeni ara ara tekrar okuyup, kendini iyi hissedenlerdenim ben... hikayeni küçük yaşta okuduğu için övünenlerdenim ben...
selam olsun...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Your blog keeps getting better and better! Your older articles are not as good as newer ones you have a lot more creativity and originality now keep it up!