11 Ekim 2009 Pazar

nobel barış ödülü benim olsun muuu?



nobel barış ödülü Barack Obama'ya layık görülünce, dünya üzerinde herkes (sanıyorum Obama'nın kendisi bile) büyük bir şaşkınlık içerisine girdi, biliyoruz. bu ödülü kararlaştıran komitenin kimlerden (ya da nelerden diyeceğim artık) oluştuğu ister istemez merak uyandırıyor. yani henüz herhangi bir icraatı olmayan ter-ü taze bir başkana mı verildi bu ödül ki somut bir icraati olmayan birine bu ödülü uygun görmek trajikomedidir; yoksa Irak ve Afganistan başta olmak üzere (İran üzerindeki açlığıdan ve Filistin çıkmazındaki çanak tutuculuğundan sözetmeme gerek yoktur herhalde) dünya üzerinde barış adına hiç de iç açıcı bir sicili olmayan ABD başkanına mı verildi? bu trajikomediyi aşar, trajediye dönüşür ve o komitedeki insanların barış kavramına uçurumun tersinden baktığının resmidir.

yoksa bu ödül bir umuda mı verildi dersiniz? belki de bu en olumlu bakış açısıdır. yani o insanların barışa dair bir umutlarının varlığından artık söz etmeye başlanabilir demektir bu... aynı zamanda akla şu soru geliyor, bu son olasılıkla: sözü geçen komitede medyumlar mı vardır ki, Obama'nın henüz gerçekleştirmediği barışçıl icraatlar ödüle layık görülmüştür.

aslında nobel barış komitesinin üyelerinden birinin 1939 yılında Hitler'i bile Noel Barış Ödülü'ne aday göstermeyi komisyona teklif ettiğini göz önüne alacak olursak, bu komitedekilerin barıştan ne anladığını daha iyi analiz ederiz. Banu Avar Nobel Belgeseli ve Sınırlar Arasına isimli kitabında konuyu çok iyi irdelemiş. öneririm...

dinamit'in mucidi, kendi kardeşinin bile ölümüne sebep olmuş Alfred Nobel'in, vicdan azabının etkisiyle vasiyet ettiği bu ödülün verdiği saygınlık neden arzulanır, neden bu kadar önemsenir, onu da anlamış değilim. yıllarını edebiyata, sanata (ki bu kavramlar akla zerafeti, inceliği, hümanizmi getirir her zaman) adayan bir edebiyatçının, bir yazarın ya da saygın bir liderin, neden bir kimyagerin vasiyeti olan ödüle susadığını buyrun çözün. para mı dediniz? yok canııım... olamaz.

Türkiye'yi her fırsatta tarihiyle yüzleşmeye davet eden batılı ülkeler, nedense kendi kirli tarihleri üzerinde inşa ettikleri şaşaalı şatolarının pencerelerinden bu tür ödülleri birbirlerine paslayıp dururlar. yoktur aslında birbirlerinden hiçbir farkları. barış kavramı onlar için atık hangi anlamları yüklenmiştir, bunu bilemeyiz ama bütün bu olanlar konu hakkında ipucu küçük ipuçları vermekte. nobel ödülüne verdikleri değer de bu anlayışlarının bir aks-i sedasından başka bir şey değildir. elbette dinamiti icad eden adamın layık gördüğü ödülü almak için yarışacaklardır. barıştan anladıkları şey budur...

ben de kendi aday listemi oluşturdum, barış ödülü için... ama benim listemdekilerin hiçbiri, bu ödülü kabul etmezdi herhalde. yine de barışa bir ABD başkanından daha fazla katkıları olduğuna kesinlikle eminim.
















2 yorum:

Orijinal Delikanlı dedi ki...

Obama şaşırmamıştır.
Zaten kendisi demiştir bana verin. İmaj çalışması yapıyorum diye...

pessoa dedi ki...

aslında doğru... biz bile çok fazla yadırgamadık... yani beklenmeyen bir şey olmaması bakımından yadırgamadık.