22 Nisan 2009 Çarşamba

unutamıyoum işte-9 (tüylü dostum alf)

bir yerlerde hep varolduğuna inanmak istediğim, kulaklarını sallayıp gözlerini kırpabildiği için kukla değil de gerçek bir uzaylı olduğuna kanaat getirmek için yırtındığım sevgili alf... salına salına yürüyüşü, umursamazlığı, hınzırca hüzün yükleyebildiği gözleri, yalnız bir uzaylı oluşu, yumuşacık tüyleri, jest ve mimikleri veeee müşfik kenter'in eşsiz sesiyle, eşi bulunmaz bir çocukluk arkadaşı...

hiçbir uyduruk kahramana benzemez alf... kendine has bir tarzı vardır. kalbi vardır çünkü. gereksiz duygusallıklardan uzaktır ve cesaretiyle parmak ısırtır. bir dönem çocuklarının baş kahramanıdır... candır...


3 yorum:

H.Y. Ergün dedi ki...

Benim inanamadığım ne biliyor musun?
Bu eşsiz ses nasıl oluyor da hem Alf'i büyük bir inandırıcılıkla seslendirip, bir yandan da Alf'i hiç hatırlatmadan inanılmaz güzel şiir okuyabiliyor?
Bu muhteşem bir şey:)

pessoa dedi ki...

anthony hopkins'i hatırlsana... ne hannibal lecter'ı ne de gizemli yabancı filmindeki rolünü bir başkası canlandırabilirdi...
işinin ehli olmak budur işte..Alf'i başkası seslendirse bu kadar sever miydik acaba....

H.Y. Ergün dedi ki...

Ya John Travolta?

O romantik, duygusal adamı kod adı kılıçbalığında izlediğimde dehşete kapılmıştım. Yahu bir adam kötüyü de mi bu kadar güzel oynar. Sanki iki farklı adam.


Kesinlikle işin ehli olmak...