2 Kasım 2008 Pazar

Jeux d'enfants (cesaretin var mı aşka)







bu filmden söz etmemek olmazdı kesinlikle.

fransız sinemasının son yıllarda başarılı ürünler sergilediği, nitelikli oyuncularını holywood sinemasının karşısına diktiği ve avrupa sinemasını önemli ölçüde sırtladığı sinema seyircisinin gözünden kaçmıyor. audrey toutou ve marion cotillard, fransız sinemasının beyazperdeye armağanı iki yeni yıldız. 2007 oscar ödülünü alan marion cotillard, 2003 yılında rol aldığı bu filmle adamakıllı iz bırakıyor sinema seyircisinin belleğinde... neyse, atilla dorsay pozlarını bırakıp konuya gelelim.

farklı konusu, sıcak hikayesi, işlenişindeki özgünlük, müzikleri gibi bir çok konuda en etkilendiğim filmlerden birisi diyebilirim.

sophie ve julien, çocukluklarında ayrıksı olmaları sebebiyle biraraya gelmiş iki yalnız çocuktur. sophie, doğu avrupa göçmeni bir ailenin kızıdır. julien ise annesini kaybetmiş ve otoriter babasıyla yaşayan bir çocuktur. iki çocuk, bir kutu etrafında dönen , cesarete ve hatta inada varacak bir oyuna, hayatları boyunca sürecek ve tüm hayatlarını etkileyecek şekilde başlarlar. aralarındaki aşkla aralel giden bu oyun, onları başka insanlarla evlenip çoluk çocuk sahibi olacak inatlaşmalara kadar götürür.
filmin sonlarına yaklaştıkça heyecan ve duygu dozu artarak, filmi unutulmazlar arasına yerleştirmekte. özellikle julien'in on yıllık aradan sonra kapıya gelen kadını sophie sanması ve verdiği tepki görülmeye değer...

2 yorum:

arzu pinar dedi ki...

sonu da inanılmazdı.

pessoa dedi ki...

evet... zaten son derece alışılmadık bir son... özel yanı da bu
teşekkürler :)