1 Mart 2008 Cumartesi

mevlana'yı anlamaya çalışmak








“Yalnızca susayanlar suyun peşine düşmez; su da susayanları bekler durur.” (MEVLANA).

İnsanoğlu, hayatı boyunca, -asla ulaşamayacağını bildiği halde- mükemmeli arar durur. Asla ulaşamayacağınız bir şeye, sürekli olarak yaklaşmak… Ama sadece yaklaşmak… Ulaşamamak… Korkutucu gelse de, hepimizin öyküsüdür bu. Her sabah daha bir taze, her sabah daha bir ümitli, her sabah daha bir kuvvetli, sürüp gittiğimiz ve rutin halini almış öykümüz…
Nedir, peki, insanı ayakta tutan, ona güç veren, onu bu kısırdöngünün yükseklik korkusundan azade kılan? Elbette ki bu sorunun cevabını veremeyeceğim. Ama şu açıktır ki; insan ve bilgi arasında, yalnızca insana bahşedilmiş olan harikulade bir bağ vardır. İnsan, öğrendikçe artan bir susamışlıkla, bilgiye doğru her defasında daha da büyük bir arzuyla ilerler. İnsanı var eden, insan kılan, üstün kılan, bu yolculuktur.
Hayatın, Yüce Yaradan’ın, bulmamız için hayatımızın kuytularına sakladığı irili ufaklı hediyelerle dolu olduğuna inanırım ben. İnsanoğlunun, bu armağanları bulma yolunda, başını birazcık öne eğmesi, derinlere, içinin derinliklerine bakması gerektiğine inanırım. Buna inanmayı severim.
Birazcık inanmaya ihtiyacımız var sadece. Tebessümlerin, bir demet çiçeğin, “merhaba” demenin, kucaklaşmanın, el sıkmanın, yeni bir günün, karşılıklı içilen, ince belli bardaktaki çayın, bayramlarda eve gitmenin, masallara inanmanın, kitaplara zaman ayırmanın, şiir okumanın, eski fotoğraflara bakmanın, mektup yazmanın, kart atmanın, bir dostu görmeye gitmenin, hediye almanın, “durup, ince şeyleri düşünmenin” sihrine inanmaya...
2007 yılı, UNESCO tarafından “Mevlana Yılı” ilan edildi. İnsanoğlunun Mevlana’yı anlamaya istekli oluşu sevindirici. Mevlana’nın sekiz yüz yıl önce yaktığı ışığı duyumsamaya başlamış gözlerimiz. Demek ki hala umut var. Belki de bu, Yüce Yaradan’ın bize diğer bir hediyesidir.
O zaman, Mevlana’nın hoşgörü ve sevgi dolu dünyasını yeniden keşfetmenin, tozlu raflardan indirip başucumuza, hayatımızın orta yerine koymanın, şimdi tam zamanı...
Atatürk ve Çocuk dergisi olarak yeni sayımızı Mevlana’ya ve güzel fikirlerine ayırdık. İstedik ki gözünü içine çevirebilen güzel bir insan olsun karşımızda, sayfalar boyunca. İstedik ki, bizler de bizi bekleyip duran “Bengisu”ya doğru, ışıklı birer yoldan, küçük de olsa birer yolculuğa çıkalım.
Hoşgörü, sevgi ve inceliklerle dolu bir dünya dileğiyle…

2 yorum:

Adsız dedi ki...

çok güzel bir yazı

MMiles dedi ki...

New interesting sources ( myfilefind.com or myrapida.com ) and would like to give the benefit of my experience to you.